Girişimcilik, Kişisel Gelişim, Liderlik, Makale, Ticaret, Yönetim, İş Hayatı

Girişimciliğin Temelleri

Bu yazıyı yazmama neden olan sebep, bir zaman önce Linkedin’de gördüğüm bir paylaşımdı aslında. Bu girişimcilik konusu maalesef birçok konuda olduğu gibi, (girişimciliği) bilen bilmeyen, (girişimci) olan olmayan herkesin konuşup çorbaya çevirdiği bir konu olduğu için temel teşkil eden bazı konulara vurgu yapmanın önemli olduğunu düşündüm ve önce Linkedin sayfamda şimdi de burada daha detaylı bir şekilde yazmaya karar verdim.

Fen Lisesinde okuduğum yıllarda fizik dersini çok severdim ve o zamanlar öğrenciler arasında meşhur olan “Fiziğin Temelleri” diye hem kütlesel olarak hem de içerik olarak ağır bir kitap vardı. Niyeyse oradan ilham alarak konu başlığına da böyle bir isim koydum.

Herneyse gelelim asıl konumuz olan “Girişimciliğin Temellerine”. Linkedin’de karşılaştığım paylaşımda genç bir arkadaş şöyle bir vaka tanımlamış ve peşinden sorusunu sormuştu :

“İşleri gayet iyi gitmekte olan bir girişimci, çalışanlarda aidiyet ve mutluluk hislerini arttırma hevesiyle yapılan her projede ekip üyelerine en son çıkan iPhone ve Samsung telefon modellerinden hediye etmeye başlamıştır. Zamanla bu hediye (ödül) sirkülasyonu, çalışanlarda kıskançlık ve dedikoduya sebebiyet vermiştir. Çünkü “neden ona iPhone alındı, neden bana Samsung alındı” gibi sorgulamalar başlamıştır. Bunun sonucunda girişimci, çalışanlara hiçbir koşulda yaranılamayacağına karar vererek tüm ekipten kendini soyutlaştırıp patronu oynamaya başlamış; içeride ise herkes, “salla başı al maaşı” moduna geçmiştir. Hiç kimse işine eskisi gibi sahip çıkmamış ve fırsatı bulan da hemen o firmadan kaçmıştır.

Sizce bu senaryonun neresinde ne yanlışlar var ve burada ne doğru yapılsaydı arzu edilen işi sahiplenme duygusu ortaya çıkabilirdi?

Evet, paylaşım ve akabindeki soru bu. Bende bunun üzerine kendi deneyimlerimden yola çıkarak, kısaca bazı tespitler ve uyarılar yapmanın faydalı olacağını düşündüm ve bir şeyler paylaşmak istedim acizane.

Öncelikle maalesef bu sorunun cevabı böyle basit bir hap şeklinde cevaplanabilir olsaydı herkes çok başarılı yönetici olur ve her girişimci hedefine ulaşırdı.

Girişimcilik ekosistemi Türkiye’de belki son 10 senede gündeme gelmiş ve farkındalık oluşmaya başlamış olsa da gelişmiş ülkelerin son 40 senedir ciddi ciddi üzerinde durdukları ve inovatif fikirleri hayata geçirebilmek için üzerinde kafa patlattıkları, belirli bir disiplin haline getirmeye çalıştıkları bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünyanın her yerinde çok sağlam sabır, sistemli çalışma, strateji, analitik kabiliyetler ve çok güçlü/gelişmiş kişilik özellikleri isteyen bir süreçtir.

Birçok insanın sandığı gibi sadece bir firma, bir kaç ortak, müşteri bulmak hatta yatırımcı bulmak ile tanımlanabilen bir kavram değildir.

Girişimcilik demek, sayısız problem ve engeli aşma iradesini gösterebilme cesareti ve gayretidir bana göre. Çünkü çerçevesi, düzlemi hatta bazen boyutları belirli olmayan oldukça soyut bir uzayda yolculuk yapmak demektir. Herkesin harcı değildir, olmamalıdır da zaten.

Bu nedenle maalesef çoğu insanın hoşuna gitmese de bu tarz sonsuz ihtimalli cevabı olan bir soruya ancak prensipler dahilinde cevap verebiliriz;

1. Doğuştan gelen veya sonradan emek harcayarak şekillendirdiğiniz bir Liderlik profiliniz yoksa kesinlikle girişimci olmayın.
Girişimcilik yapılabilirse kesinlikle çok güzel ve zevkli bir hayat tarzı ama günümüzün popüler dünyasında pohpohlandığı kadar kolay bir şey değil. Öyle herkesin yapabileceği bir şey hiç değil. Yapayalnız kaldığınızda kendi başınıza ayağa kalkabilecek iç motivasyonunuz yoksa her şeyin altında kalacak olan sizsiniz.

Bu nedenle kişilik yapınızın girişimciliğe uygun olup olmadığı konusu bu işin ilk adımı. İlk düğme yanlış iliklenince maalesef yukarıdaki soru gibi sorular çok fazla soruluyor. Çünkü bu soruların cevapları “Soft Skills” dediğimiz kişinin karakteristik özelliklerinde gizli aslında.

2. Yoldan önce Yol arkadaşları gelir.
Yola çıkmadan önce sağlam bir yol arkadaşları listesi ile başlanılmalı. Mümkünse daha fikir planındayken, işe başlamadan önce ortaklarınızı ve rol dağılımınızı belirleyin.

3. Doğru Fikir ile Doğru Zamanda piyasaya çıkın.
Doğru fikir; müşterinin ihtiyacıdır veya müşteriye ihtiyacı olduğunu inandırdığınız şeydir. Bu fikri müşteriye doğru zamanda sunup sunmadığınıza mutlaka dikkat edin. Doğru zaman, teknolojik kabiliyetler, ekonomik ve siyasi durumlar gibi birçok şeyden etkilenebilir bir olgudur. Ama birçok startup şirketin başarısında belirleyici bir rol oynar. Mesela Youtube, fikir ne kadar güzel olursa olsun,internet hızının çok düşük olduğu bir zamanda işe başlasaydı bugüne gelmesi mümkün olmazdı.

4. Gelir getiren İş Modelinizi en azından kağıt üstünde çalıştırın mutlaka.
Biz Türkler pek sevmesekte mutlaka işin başındayken, çekirdek ekibinizle beraber hazırladığınız bir iş planınız ve gelir modeliniz mutlaka olsun.
Unutmayın gelir yoksa, gelecekte yoktur.

5. Girişimcilik yolunu bilen bir Rehberiniz olsun mutlaka.
Yola çıkmadan önce işinde uzman (özellikle büyük resmi görebilen – bunun ne olduğunu burada anlatmak başka bir konu) danışmanlarla çalışılmalı. İşinde ehil bir danışman, dışarıdan bakan bir göz olarak, size ilk adımlarınızdan itibaren para kazandırmaya başlar veya paranızı yanlış yerlere harcamanıza mani olur.

6. Gerekli sermayeyi iyi hesaplayın ve kaynak problemini en baştan çözün.
Girişiminiz için gerekli finansmanınız yoksa ve kaynak bulamıyorsanız hiç işe başlamayın. Finansmanınız varsa harcamaktan çekinmeyin. Günümüzde finansman bulma imkanlarına erişim daha kolay, bu yolları en baştan değerlendirmek lazım.
Ve şunu kesinlikle unutmayın; Ticarette para harcamadan para kazanılmaz.

7. Çalışma ekibinizde Sadakat ve Liyakat’i mutlaka gözetin.
Girişiminiz çalışmaya başladığında ilk çekirdek ekip arkadaşlarınız sizin için en az girişiminiz, fikriniz kadar önemlidir. Sonuçta onlarla iş yapacaksınız. Bu nedenle Sadakat ve Liyakat konularını aynı anda temin etmeye çalışın. Bunun da farklı yolları ve yöntemleri var tabi ki, yeter ki aç gözlü olmayın.

8. Her zaman meydanda ve görünür olun.
Kendinizi , işin başındaki kişi olarak hiçbir zaman kenara çekme lüksünüz yok, Patronculuk oynamayın, bunun farkında olun ve her daim savaş meydanında olduğunuzu gösterin. Yoksa tabiat boşluk kabul etmez.

9. Pozitif olun ama Polyanacılık oynamayın.
Girişimci gerçek bir borsa traderı gibi olmalıdır. Realist olmayı elden bırakmayın. Ama negatif rüzgarlara da teslim olmayın. Unutmayın kendisi teslim olmuş bir komutanın ordusu da teslim olmuş demektir. Her zaman ekibinizin bir parçası olarak, onlarla beraber mücadele edin ve onları motive edin.

Soru belki girişimcinin ekibiyle imtihanı şeklinde görülse de aslında kök neden analizi yapıldığında sorunların neredeyse tamamının temelinde bu yukarıda hızlıca özetlemeye çalıştığım ve genellikle de ihmal edilen konular bulunuyor.

İlerleyen zamanlarda fırsat bulursam belki daha detaylı bir şekilde bu konuda başka şeyleri de vurgulamakta fayda var ama şimdilik bu kadarı kafi diye düşünüyorum.

Girişimciliğe adım atıyorsanız, bu hususlara dikkat ederek, zaman içerisinde karşılaştığınız tüm problemlere cevap bulabilir, deniz ne kadar dalgalı, hava ne kadar karanlık olursa olsun gideceğiniz limana selametle ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s