Fıkra, Komedi

Biraz Gülelim

Bilenler bilir. Koleksiyon yapmayı severim. Küçük yaşlardan itibaren toplamaya başladığım ve halen sakladığım kendime göre pul, kağıt/madeni para ve saat koleksiyonum vardır. Ve fırsat buldukça yeni parçalar eklemeye çalışırım.

Çocukluk kitaplarım, oyuncaklarım dahi benim koleksiyonlarım içerisinde halen durur.

Benzer şekilde zaman değiştikçe, hayat dijitalleştikçe bu seferde dijital dünyada beğendiklerimi kaydettiğim bir arşiv oluştu zaman içerisinde.

İşte geçenlerde bu arşive bakarken zaman içerisinde kaydettiğim eğlencelik nevinden bazı şeyleri buradan paylaşayım istedim.

Bu sefer sıra FIKRALARda… İyi eğlenceler…

Kalpsiz Kaptan

Donanma gemisinin kaptanı hiç sözünü sakınmayan oldukça sert bir adammış ve bir gün haber alıyor ki denizcilerden birinin babası ölmüş.

Haberi alır almaz kaptan delikanlıyı yanına çağıtmış ;
“Hey John sana bi haber geldi, baban ölmüş. Şimdi doğru işinin başına.”
Genc cocukcağız bunun uzerine şoktan oracıkta fenalaşmış ve hastanelik olmuş.

Birkaç gün sonra bu sefer başka bir denizcinin kız kardeşinin öldüğü haberi kaptana gelmiş. Hemen onu da yanına cağırtmış:
“Hey Paul sana bi haber geldi. kız kardeşin dün gece ölmüş. Hepsi bu kadar gidebilirsin.” Acı haber üzerine bu denizci de üzüntüden sinir krizi gecirmiş.

Derken bir hafta sonra bu sefer denizcilerin arasında en duygusal en hassas olanın annesinin ölüm haberi kaptana gelmiş. Kaptan tam “Çağırın gelsin” demiş.

Ama yardımcıları daha önceki denizcilere olanları bildikleri için kaptanı uyarmak istemişler:
“Kaptan, bu çocuk hem çok duygulu hem de annesine aşırı düşkün biri. bu haberi pat diye yüzüne vurmak yerine alıştıra alıştıra söylemek daha doğru olmaz mı?”

Kaptan “Haklısınız” demiş ve bütün denizcilerin güverteye toplanmalarını istemiş, sonra karşılarına dikilmiş ve “Annesi hayatta olanlar bir adım öne çıksın. HOOOP MILLER SEN YAVAŞ OL …”

Yaramaz Buzağı

Eski zamanlarda, eşkiyalar pazardan evine dönen bir köylünün yolunu kesiyorlar, hem parasını alıyorlar hem de çırılçıplak soyduktan sonra adamı başlıyorlar dövmeye.
Adam:
“Ağalar, benim suçum nedir? Az mı getirdim? Geç mi kaldım?” demiş. Sonunda dövmeyi bırakıp adamı o vaziyette bir ağaca bağlamışlar.
Tam bir hafta adam aç susuz, çırılçıplak bir halde ağaca bağlı kalmış.

O civarda geçen köylüler tarafından kurtarıldıktan hemen sonra, ipleri çözülür çözülmez eline bir sopa almış ve oradaki bir buzağıyı başlamış kovalamaya.

Bu manzarayı gören köylüler, adamın kafasını oynattığını düşünmüşler ve başlamışlar durdurmak için adamın peşinden koşmaya.
Önde küçük buzağı, arkasında garip adam en arkada diğer köylüler koşturuyorlar.

Köylüler adama, “Yav yazıktır, niye küçücük buzağıyı kovalıyorsun, ayıp yahu, bak o da anasını kaybetmiş” diyince adam ağzından şu cümleler dökülmüş;

“Yahu kardaşlarım, bu yaramaz buzağı beni anası zannedip bir haftadır ha bire emiyor, sonra da süt gelmeyince bir tos vurması yok mu? “

:)))

Düz Mantık

Temel bir yarışmaya katılır ve kazanır. Kendisine bir kitap hediye edilir.
Temel sorar:
– bu kitapta ne yaziyor?
– Düz Mantık. Okuyunca öğrenirsin.
– ben onunla uğraşamam anlat bakiyim sen bana?
– ok bak şimdi, senin evinde akvaryum var mı mesela ?
– evet var…
– o zaman içinde su da vardır?
– evet var…
– içinde su varsa balık da vardır….
– evet var…
– balık varsa hayvanları da seviyorsundur sen?
– evet…
– hayvanları seviyorsan insanları da seversin herhalde?
– evet
– o zaman senin sevgilin ya da karın da vardır?
– evet karım var.
– karın olduğuna göre de demek ki sen homoseksüel değilsindir?
– evet…
– bak gördün mü?

Temel bu örnekten çok etkilenir! Kitabı alır koltuğunun altına eve doğru giderken komşusu Dursun’u görür.

Dursun sorar;
– Temel o ne?
– Düz mantık kitabı!
– Nasil bisii bu anlat bakiyim…
– bak şimdi;
– sizin evde akvaryum var mı?
– yok!
– o zaman sen ib…esin :)))

Bıyık

Karadeniz`i gezmekte olan bir turist :
-Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş.
Bunu işiten Temel, burnuna dikkat çekerek :
-Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.
:)))

DOHTOR BEY

Verdiğin perhize budur gayratım
Bundan başka uyamayon dohtor bey!
Üç sepet yumurta sabah kahvaltım
Teker teker sayamayon dohtor bey!

İki leğen pilav bir yayık ayran,
İster yağlı olsun ister yavan,
Yanına kesiyon beş kilo sovan,
Yeyon yeyon doyamayon dohtor bey!

Üç tencere bamya yerim bişinci,
Yirmi tas su içip biraz koşuncu,
Her yanı sökülür karnım şişinci,
Sağlam göynek giyemeyon dohtor bey!

Sinciye acımdan çoktan ölürdüm,
Sağolsun komşular ediyo yardım,
Bir guzudan fazla yiyemeyon söz verdim,
Ayıp olur cayamayon dohtor bey.

Bazı az geliyo beş kasa hurma,
Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
Onuda mı yedin diye hiç sorma,
Utanıyon deyemeyon dohtor bey.

Günde iki çuval unum gidiyo,
Avradım her sabah ekmek ediyo,
Bir gazan fasille gönül ye deyo,
Artırmaya gıyamayon dohtor bey.

Senede gırk dönüm bostan ekerim,
Benden başka kimse yemesin derim,
Gavunu, garpuzu gabuklu yerim,
Aceleden soyamayon dohtor bey.

Bilmem gara Memed nereye gider,
Buyumuş gısmetim, buyumuş gader,
Bir günde yediğim işte bu gadar,
Daha fazla yiyemeyon dohtor bey.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s